|
AHBS
Ana Sayfa Haberler
İletişim
AİLE HEKİMLİĞİNİN
DÜNYADAKİ GELİŞİMİ
Bilimsel
ve teknolojik gelişmelerin tıp dünyasına yansımasıyla birlikte,
yeni buluşların, bilimsel gelişmelerin, katlanarak artan bilginin
neticesinde tıpta yeni uzmanlık alanları görülmüştür. Aile
hekimine olan gereksinim ilk kez 1923 yılında Francis Peabody
tarafından gündeme getirilmiş ve Francis Peabody, tıp bilimlerinde
oluşan aşırı uzmanlaşma sonucu hastaların ortada kaldığını ve
kapsamlı ve kişisel sağlık hizmeti veren bir uzmanlık dalının
gerekliliğini vurgulamıştır. Peabody'nin bu açıklaması erken
yapılmış bir açıklamaydı. Toplum ve tıbbi çevreler böyle bir
çağrıya henüz hazır değildiler. Bu nedenle bu çağrı ne toplumdan
ne de tıp dünyasından ilgi görmüştür. Kapsamlı ve kişisel hizmet
verebilecek aile hekimliğinin gelişmesi ve yaygınlaşması
1950'lerde başlamıştır. İngiltere'de genel pratisyenliği
geliştirmek, standartlarını yükseltmek ve genel pratisyenlerin
sesi olmak amacıyla 1952 yılında College of General Practitioners
(Genel Pratisyenler Kolejin) kurulmuştur. Ancak genel pratisyenlik
yada aile hekimliğinin, İngiltere'de, ayrı bir uzmanlık dalı
olarak tanınması 1965 yılında oldu.
1966
yılında American Medical Association (Amerikan Tıp Birliği)
tarafından Milis Raporu ve Willard Raporu olarak bilinen iki
raporun yayınlanması sonucu birincil bakım konusunda çalışan, yeni
bir uzmanlık dalı olan "Aile hekimliği" tanınmıştır 1969 da
"Amerikan Aile Hekimliği Board" u (ABFP) oluştu ve aile hekimliği
uzmanlığı doğmuş oldu.
1978
yılında yapılan Alma Ata Konferansı'nın çok önemli sonuçlarından
birisi de dünya ülkelerine çağdaş tıp anlayışının bir sonucu
olarak "2000 Yılında Herkese Sağlık" başlığı altında toplanan bir
kısım hedefler ve stratejiler ve hedefler gösterilmiş olmasıdır.
Özellikle birinci basamak sağlık hizmet sunumunun kendine özgü
bilgi ve koşullar içerdiği ve bunun uzmanlaşmış hekimlerce
verilmesi gerektiğinin vurgulanmasıyla tüm dünyada bu konuda
çalışmalar başlatılmış ve ülkeler sağlık sistem ve politikalarını
bu görüş doğrultusunda yeniden gözden geçirmişlerdir. WHO ve WONCA
temsilcilerinin ortak imzaları ile yayınlanan giriş bölümünde:
"Kapsamlı,
sürekli, koordine edilen ve kişiye özel bir sağlık hizmeti
verilmesinin sağlanmasında özellikle Aile Hekimleri çok önemli bir
konuma sahiptir. Birinci basamak sağlık hizmetinin diğer
çalışanları yanında onların rolü, sağlık alanında kaynakların
optimal biçimde değerlendirilebilmesi için çok önemli
görülmektedir. Bireysel ve toplumsal sağlık hizmetlerinin
koordinasyonunu geliştirmeleri durumunda, geleceğin sağlık
sistemleri içinde rolleri daha da belirgin olacaktır" sözlerine
yer verilmekte, özet bölümünde ise şu ifade yer almaktadır:
"İnsanların
ihtiyaçlarını karşılamak için, sağlık hizmet sisteminde, tıp
mesleğinde, tıp fakültelerinde ve diğer eğitim kuruluşlarında
köklü değişiklikler yapılmalıdır. Aile Hekimi sağlık hizmet
sistemlerinde kaliteye, maliyet etkinliğine ve adilliğe
ulaşılmasında merkezi role sahip olmalıdır. Bu sorumluluğu yerine
getirebilmek için Aile Hekimi, hasta bakımında yetkin olmalı,
bireysel ve toplumsal sağlık hizmetini bir bütün halinde ele
almalıdır. Bu amaç doğrultusunda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve
Dünya Aile Hekimleri Örgütü (WONCA) tarihi bir işbirliği
gerçekleştirmektedir."(WHO-WONCA 1994 Konferansı, Aile Hekiminin
Katkısı, Kanada, Giriş ve sayfa 3).
Aynı
dökümanda, "Toplumun Gereksinimlerini Gözeten Bir Sağlık Hizmeti
ve Tıp Eğitim Sistemi Oluşturmak İçin Öneriler" bölümünde:Aile
hekimliği bir uzmanlık dalı olarak tanınmalı ve çalışmalı,Aile
hekimliği uzmanlık disiplini her tıp fakültesinde öğretilmeli ve
aile hekimi/dal uzmanı dengesi kurulmalı,her ülkede Aile hekimliği
mezuniyet sonrası uzmanlık eğitimi verilmelidir şeklinde ana
maddeler yer almıştır.
Avrupa
Topluluğu 1 Ocak 1995'te yürürlüğe giren bir kararla birinci
basamak sağlık hizmetlerinde çalışacak hekimlerin fakülte sonrası
en az 2 yıl eğitim almasını zorunlu kılmış, 1 Ocak 1996'da ise
eğitim süresi 3 yıla çıkarılmıştır.
Günümüzde
uygulamada ve adlandırmada farklılıklar olsa da dünya ülkelerinin
bir çoğunda Aile Hekimliği birinci basamak sağlık hizmetlerinin
temelini oluşturmaktadır.
Aile Hekimliği sistemini
her ülke kendi ihtiyaçlarına göre oluşturup uygulamaya koymuştur. Bu
ülkelere bazı örnekler aşağıda verilmiştir...
Hollanda'da
sosyal güvenlik sistemi sigortacılığa dayanmaktadır. İki çeşit
sağlık sigortası mevcuttur. Bunlardan ilki (AWBZ), toplumun %
100' ünü kapsar. Uzun süreli ve pahalı hastalık tedavilerini
garanti eder. Diğeri (ZFW) ise toplumun % 60' ını kapsayan
hastalık fonu sistemidir.
Her iki
sistemde zorunludur. Hastalık fonu sistemi (ZFW) sadece düşük
gelirli ve riskli yaştaki kişilere (65 yaş üstü) uygulanmaktadır.
Toplumun geri kalan %40'ı ise temel sağlık hizmetleri ve kısa
süreli hastalıklar için özel sigorta yaptırmaktadır. Sağlık
harcamaları kişi başı yıllık gelirin %9'unu oluşturmaktadır.
Hollanda'da temel sağlık hizmetleri anlayışı diğer Avrupa
ülkelerinde olduğundan daha fazla hizmet alanını kapsamaktadır. Bu
kavramın içine ayakta tedavi ve ruh sağlığı hizmetleri ile evde
bakım hizmetleri de girmektedir. Bunlar farklı kuruluşlar
tarafından yürütülmektedir. Bu kuruluşlar genel tıbbi hizmetler
yanında, iyileştirici hizmetler,anne hemşireliği, bakım
hemşireliği, ilaç tedavileri gibi hizmetleri de vermektedir. Genel
pratisyen lerin (aile hekimlerinin) %47'si serbest ve tek başına
çalışmaktadır. Gittikçe daha fazla hekim takımlar halinde, sağlık
merkezlerinde grup çalışması veya ortaklıklar şeklinde çalışmayı
tercih etmektedir. Kabaca 7.000 genel pratisyenin 625'i (dispensing
doctor) eczacılarla eşit şekilde ilaç da temin etmektedir.
Hastalık
sigortası sisteminde acil durumlar gibi bazı özel durumların
dışında, hasta, dalında uzman olan hekime gitmeden önce genel
pratisyene başvurmak zorundadır. Hemen hemen bütün özel sigorta
şirketleri bu kuralı uygulamaktadır. Bu yüzden genel pratisyen
sağlık sisteminin girişinde yer almakta ve diğer hizmet
sunucularına erişimini, yani sevk sistemini yönetmektedir. Ulusal
istatistiklere göre bir kişi ortalama yılda 4,5 kez genel
pratisyene başvurmaktadır.
Bir genel
pratisyene düşen nüfus sayısı ortalama 2.300'dür. Hastalar sağlık
sigortasında tanımlanan hizmetleri sağlayan herhangi bir aile
doktorunu seçmekte özgürdür. Hastalık fonu sistemine tâbi
kişilerin tercih edeceği aile doktorlarının fon ile anlaşmalı
olması gerekir.
Genel
pratisyen hekim sigortalı kişilerin sigortasından kendisine
kayıtlı kişi başına (per capita) ücret ile birlikte sınırlı sayıda
hizmet başı ücret alırken, ayrıca kendine başvuran özel
hastalardan da hizmet başına ücret alabilmektedir. Aile hekiminin
teorik olarak 2.350 hastaya hitap edeceği varsayımı üzerine gelir
hesaplaması yapılmaktadır. Kişi başı prim, hastanın 65 yaşını
aşkın olmasına, riskli bölgede yaşamasına ve uygulanan bazı
işlemlere göre değişiklikler gösterebilmektedir.
Danimarka'da sağlık sigortası sistemi bütün vatandaşları
kapsamaktadır. Ancak iki tip sigorta mevcuttur. Toplumun %97'sini
kapsayan birinci tip sigortalılar öncelikle kendilerine bir aile
doktoru seçmek zorundadır. Aile doktoruna veya aile doktorunun
sevk ettiği serbest uzmana ya da hastaneye herhangi bir ücret
ödemezler. Aile doktorlarını 6 aydan sonra değiştirme hakları
vardır. İkinci tip sigortalılar ise aldıkları sağlık hizmetinin
bir kısmını ödemektedirler. Bunların aile doktorlarını seçme ve de
değiştirmelerinde bir sınırlama yoktur. Herhangi bir aile
doktoruna veya diğer branşlardaki uzman hekime doğrudan
başvurabilirler. Aile doktorundan sevk zorunlulukları yoktur. Bu
tür sigortalılar başvurdukları doktorun ilave ücret talebini
kendileri karşılarlar. Doktor temel ücreti hizmet başına
ücretlendirerek sigortadan alır.
Danimarka'da her aile doktoru ortalama 1.600 hastanın sürekli
sağlık bakımından ve takibinden sorumludur. Anne ve çocuk takibi,
rutin muayeneler, çocukların aşılanması ve gerektiğinde uygun
ilaçların yazılması gibi hizmetler ofiste veya evde
yürütülmektedir.
Danimarka'da şu anda 3.300 aile doktoru vardır. Bir aile doktoru
her hasta ile yılda ortalama 6 defa buluşmaktadır. Hastaların
öncelikle kendi bölgelerindeki doktorları seçmesi tercih
edilmektedir. Ancak anlaşmazlık olması halinde hasta uzaktaki bir
doktoru da aile doktoru olarak tercih edebilmektedir. Genellikle
doktorların 2.066'dan fazla hasta kaydetmemesi öngörülse de,
doktor sayısının yoğun olmadığı yani alternatif sıkıntısı çekilen
yerlerde bu sınır aşılmaktadır. Birinci tip sigortalı sayısının
aile doktoru başına 1.306'yı geçmesi durumunda o bölgede yeni bir
aile doktorunun çalışmasına izin verilmektedir. Tamamen sigorta
sisteminin dışında kalan doktorlar da çalışmaktadır. Ancak bu
doktorlardan hizmet alan hastaların bütün ücreti ödemeleri
gerekir.
Aile
doktoru ayrıca mesai saatleri dışındaki acil sağlık hizmetlerinden
de sorumludur. Bunun için her bölgede mesai dışı nöbet sistemi
uygulanmaktadır. O bölgedeki aile doktorları eşit olarak bu
sorumluluğu paylaşmaktadır.
İngiltere'de temel sağlık hizmetleri yıllardır önem verilen bir
uygulama alanıdır. Hastanın ilk başvuru yeri temel sağlık
hizmetlerinin verildiği aile doktorlarıdır (genel pratisyenler).
Temel
sağlık hizmetleri doğrudan tıbbi hizmetlerin yanında toplum
sağlığı hizmetlerini, hastane acil servislerinde verilen
hizmetleri, diş ve göz sağlığı hizmetlerini de kapsamaktadır.
Böyle geniş kapsamlı olarak tanımlanan temel sağlık hizmetlerine
yapılan harcamalar İngiltere Sağlık Bakanlığı (National Health
System, Ulusal Sağlık Sistemi) harcamalarının %33'ünü
oluşturmaktadır.
Aile
hekimliği hizmetleri büyük oranda serbest sözleşmeli doktorlar
tarafından sağlanmaktadır. Diş sağlığı ve mümkün olan yerlerde göz
sağlığı hizmetleri hizmet başı ücretlendirilirken, genel
pratisyenlerin ücretlendirilmesinde karmaşık bir sistem
uygulanmaktadır.
Genel
pratisyenler tarafından kendilerine kayıtlı hastalara (bazen başka
hekimlerin üzerine kayıtlı hastalara) verilen sağlık hizmetleri
genel tıbbi hizmetler olarak adlandırılmaktadır. Sağlık
otoritesinin ödediği miktarın dışında hastalar herhangi bir ödeme
yapmamaktadır. Temel sağlığa ayrılan ödeneğin %30'u genel tıbbi
hizmetlere, yani aile hekimliği uygulamalarına harcanmaktadır.
Bütün
sağlık harcamaları genel bütçeden vergi gelirleri ile
karşılanmaktadır. Hastalar›n herhangi bir ücret ödemesi söz konusu
değildir. Bu yüzden hastaların birinci basamak sağlık hizmetine
erişiminde parasal bir engel bulunmamaktadır. Yılda yaklaşık
300.000.000 doktor başvurusunun %95'i genel pratisyenlere
olmaktadır. Bunların da %90'ının tedavisi baştan sonuna kadar
genel pratisyen tarafından tamamlanmaktadır. İngiltere'de bir
hasta ortalama yılda 5 defa aile doktoru ile görüşmektedir. Bu
görüşmelerin %12'si hastanın evinde, diğerleri ise ofiste veya
telefonla gerçekleşmektedir. Her bir genel pratisyenin yılda 1.800
kayıtlı birey ile toplam 9.000 görüşme yaptığı görülmektedir.
Herkes
kendi aile hekimini seçebilmektedir. Aynı şekilde genel pratisyen
de başvuran kişiyi listesine alıp almamakta serbesttir. Bazı
şartları yerine getiren kişi kaydını yaptırabilir. Ancak genel
pratisyenin hastaları sadece sağlık otoritesinin belirlediği
kişiler değildir; geçici oturma izni almış yabancılar da bu
hekimlere kayıt yaptırabilmektedir. Bu kişilere aile planlaması,
anne ve çocuk sağlığı hizmetleri, minör poliklinik hizmetleri
yanında travma ve acil hizmetleri de ücretsiz verilmektedir.
İngiltere'de genel pratisyenlerin ücretlendirilmesi farklı
şekillerde olmaktadır. Gelirlerinin yarıdan fazlası listelerinde
kayıtlı kişi başına ödeme şeklinde, kalanı ise yaptıkları işe
(hizmet başı ödeme) endekslidir. Belirli düzeyde çocuk aşılaması
ve servikal sitoloji takibi gibi bazı hizmetler ayrıca
ücretlendirilmektedir. Ayrıca genel pratisyenlerin personel,
bilgisayar gibi ofis malzemeleri ve diğer direkt harcamaları
doğrudan karşılanmaktadır. Ortaklıklar şeklindeki grup
çalışmalarında genel pratisyenlerin geliri listeye göre veya
hizmete göre olmak yerine ortaklık anlaşmasına dayalı olarak
paylaşılmaktadır.
Almanya'da
toplumun %90'ından fazlası sağlık sigortası kapsamı altındadır.
Temel prensipler bakımından sağlık sigortası ayakta hasta bakımı
için doktor seçme özgürlüğü tanımakta, bunun için genel pratisyen
veya diğer uzmanlık dalları ayrımı yapılmamakta ve bazı istisnalar
dışında sağlık hizmetleri ücretsiz verilmektedir. Yazılan ilaç
bedelinin, fizyoterapi hizmetlerinin, hastanede yatılan ilk 14
günlük hizmetin ve kural dışı hastaneye başvurma bedelinin bir
kısmı hasta tarafından karşılanmaktadır.
Almanya'da
aile hekimliği hizmetleri genel pratisyenler, çocuk sağlığı ve
hastalıkları uzmanları, iç hastalıkları uzmanları ve hastanın
tercihi ve öncelikli ihtiyacı dikkate alınarak seçilen diğer uzman
hekimler tarafından yürütülmektedir. Genel pratisyenlerle diğer
uzmanlar arasındaki dengenin genel pratisyenler aleyhine gittikçe
açıldığı gözlenerek yeni doktorların genel pratisyenliğe teşvik
edilmesi tartışılmaktadır.
Temel
sağlık hizmetlerinde öncelik tanımlanmış koruyucu hekimlik
programlarıdır. Örneğin, 4 yaşına kadar çocuk takibi, yıllık
kanser taraması bunların arasında yer almaktadır. Ayrıca genel
pratisyenler sosyal tıp, acil hekimliği, sağlık danışmanlığı ve iş
sağlığı hekimliği konularında yer edinmek için çalışmaktadır. Bazı
genel pratisyenlerin ofisleri iç hastalıkları uzmanlarının
ofisleriyle kıyaslanacak şekilde iyi donatılmıştır. Ancak birinci
basamak hekiminin vereceği sağlık hizmetinin sınırlı olması
kaçınılmazdır.
Polonya'nın Krakow şehrinde 1996 yılında ilk adımları atılarak
uygulanmaya başlayan aile hekimliğinde, doktorlara ödeme, kayıtlı
kişi başına yapılmaktadır. Bu miktara uzman hekim konsültasyonuna
ödenecek ücret, minör cerrahi müdahaleler ve basit laboratuvar
testleri dahildir. Kontratta doktorun sorumlu olduğu ve yakın
bölgede oturan hastaların listesi mevcuttur. Ailelerin doğan
çocukları otomatik olarak doktorun listesine eklenmektedir. Ancak
aile doktorları kendi listesinde yer alan ailelere mektup
göndererek onların teyidini istemekte, bazı bölgelerde aktif
negatif cevap, bazı bölgelerde de aktif pozitif cevap esas
alınmaktadır. Aktif pozitif cevap uygulamasında kişilerin
hekimlere kayıt olma istekleri üzerine hekime kayıt
gerçekleşirken, aktif negatif kayıt uygulamasında hekimlere belli
sayıda nüfus bağlanmakta, kişiler bu hekime bağlı olmak
istemezlerse kayıtlarını başka bir hekime aktarabilmektedirler.
Temel sağlık hizmetleri, uzmanlık hizmetleri, laboratuvar ve
rehabilitasyon hizmetleri dahil kontratta yer alan bütün hizmetler
hastalara ücretsiz verilmektedir. Aile doktorunun sevk etmesi
halinde şehir içinde yürütülen diğer uzmanlık hizmetleri, hastane
hizmetleri ve rehabilitasyon hizmetleri için hastalardan ücret
talep edilmemektedir.
Aile
doktorları haftada 5 gün, saat 8:00 ile 18:00 arasında hizmet
vermek zorundadır. Bazı aile doktorları 24 saat hizmet vermekte
veya mesai dışında nöbetçi hekim bulundurmaktadır. Her hekimin
2.500 hastaya ulaşıncaya kadar en az 2 hemşire çalıştırması
zorunlu tutulmaktadır. Ödeme temelde kişi başı yapılmaktadır.
Ancak kişiler 6 yaş altı, 6-59 yaş arası ve 60 yaş üstü olmak
üzere 3 yaş grubuna bölünerek kapitasyon primleri
belirlenmektedir. Bebek ve çocukların primi %130, yaşlıların primi
ise %150 olarak kabul edilmektedir. Her ay tahakkuk miktarı şehir
yetkili makamına fatura ile bildirilmekte ve doktorlara geri ödeme
14 gün içinde yapılmaktadır.
Çek
Cumhuriyeti'nde 1 Ocak 1993 tarihinde zorunlu sağlık sigortasına
geçilmiştir. Vergiye dayalı sağlık hizmetlerinden sağlık sigortası
finansmanlı sağlık hizmetlerine geçiş sağlık çalışanlarının sağlık
sigortası sisteminin getirilmesini desteklemeleri sonucu
hızlanmıştır. Günümüzde bu hizmetler dokuz sağlık fonundan
karşılanmaktadır. Sistem eşitlik ve beraberliğe dayanmaktadır.
Bireylerin, işverenlerin ve devletin (işsizlerin, emeklilerin,
çocuklara 26 yaşına kadar velilerinin, öğrencilerin, doğum sonrası
ayrılanların, orduda çalışan erkeklerin, mahkumların, sosyal
yardım alanların ödemelerini devlet yapmaktadır) katkılarıyla
finanse edilmektedir. 1990'lardaki geçiş döneminde finansman
desteği devlet bütçesinden, belediyelerin bütçesinden, kişisel
ödemelerle, bağışlarla ve sağlık sigorta fonundan sağlanmıştır.
Sağlık
hizmetleri sunumu bölgesel bazda sunulmaktadır. Bölge sağlık
bürosu o bölgede yaşayan vatandaşların kendi seçmiş olduğu birinci
basamak hekimine ulaşıp sağlık hizmeti alabilmesi için gerekli
şartları oluşturmakla yükümlüdür. İstenirse anlaşma yapılmış olan
hekimler vatandaşlarca 6 ay sonunda değiştirilebilir. Çek
Cumhuriyeti'nde birinci basamakta 4 hekim tipi hastayla temas
kurmaktadır. Erişkinler için pratisyen hekimler, çocuk ve gençler
için pratisyen hekimler, mobil jinekoloji hizmeti veren pratisyen
hekimler ile ağız ve diş sağlığı hekimleri...
Bulgaristan parlamentosu 1998'de Sağlık Sigortası Kanunu'nu kabul
etti. Bu kanunla Bulgaristan'da zorunlu ve gönüllü sağlık
sigortası başlatıldı. Zorunlu sağlık sigortası, sosyal sağlık
koruma sistemidir. Zorunlu sağlık Sigortası, Ulusal Sağlık Sigorta
Fonu (National Health Insurance Fund - NHIF) ve bunun bölgesel
bölümleri olan Bölgesel Sağlık Sigorta Fonları (Regional Health
Insurance Fund - RHIF) tarafından uygulanır ve bir sağlık hizmet
paketi garanti edilmiştir. Gönüllü sağlık sigortası isteğe
bağlıdır. Bu sigorta hizmetleri, Ticaret Kanunu'na uygun olarak
tescilli şirketler tarafından verilir.
Yeni
sistemin amacı, Bulgaristan'da doktor ile hasta arasındaki
karşılıklı ilişkide kesin ve açık kurallar oluşturmaktır. Bu
çerçevede bazı temel hedefler şunlardır: Her Bulgar'a sağlık
sisteminin her seviyesinde ulaşılabilir sağlık hizmetini garanti
altına almak, hastalara yüksek kalitede tıp hizmeti sağlamak,
hasta memnuniyeti için doktorlar ve sağlık kurumları arasında
rekabet oluşturmak, sağlık sigorta sisteminde çalışanlara yeterli
ve memnun edici ücret temin etmek.
Bulgaristan'da zorunlu sağlık sigortası, Sağlık Sigorta Kanunu'nun
5. maddesinin temel prensipleri ile uyumlu olarak yürütülür. NHIF
bir halk organizasyonudur. NHIF'nin yapısı "Fonlar onları
sağlayanlar tarafından yönetilmelidir" inancına uygun olarak
oluşturulmuştur. NHIF Temsilciler Kurulu Yönetimi, "işverenler,
devlet ve sigortalı kişiler" üçlüsü üzerine temellendirilmiştir.
Sağlık için paylaşılmış sorumluluk prensibi, primlerle ya da
sağlık riskinden sorumlu olan devlet, belediyeler, işverenler ve
çalışanların ödemeleri ile garanti edilmiştir.
Sağlık
Sigortası Kanunu'na göre her sigortalı, kendi sağlığı için
belirlenmiş zorunlu koruyucu muayeneler için düzenli ziyaretlerle
sorumluluğu yüklenmektedir. Daha yüksek düzeyde bir sağlık
sorumluluğu oluşturmak amacıyla sigortalılar kişisel prim /
ücretle olaya katılmaktadır.
Ülke için
tespit edilen asgari ücretin %1'i her muayene için aile doktoruna
ödenir. Ülke için tespit edilen asgari ücretin %2'si hastanede
kalınan her bir gün için (yıllık 20 günü geçemez) ödenir. Özel
baz› hastalığı olanlar, işsizler, askerler, gaziler, herhangi bir
hastalığı ya da sakatlığı nedeniyle askere alınmayanlar, fakirler,
huzurevi gibi merkezlerde kalanlar bu ödemelerden muaftır.
Sağlık
Sigorta Yasası'na göre, NHIF ile sağlık hizmeti sağlayıcılar
arasındaki finansal ilişki ile ilgili sözleşme iki seviyelidir:
Ulusal (Ulusal Çerçeve Kontrat›-National Framework Contract-NFC)
ve bireysel. Bazı sağlık hizmeti sağlayıcılar sağlık sigorta fonu
ile sözleşme yapmak istemeyebilir; bunlara NHIF tarafından
hizmetlerine karşılık ödeme yapılmaz. Ayrıca belirlenen hizmet
kalitesine ulaşamayan sağlık hizmeti sağlayıcılarla yapılmış
sözleşme NHIF tarafından feshedilebilir. Yeni sağlık sigorta
sistemi ile tıbbi hizmet sağlayıcıların serbestçe seçimi garanti
altına alınmıştır. Mevcut bölge tabanlı tıbbi hizmet onayı ortadan
kalkmıştır. Bu nedenle sigortalının, NHIF ile sözleşme yapılmış
olan özel ve kamu doktorlarından sağlık hizmeti alma hakkı vardır.
Küba'da
yaşayan tüm nüfus sağlık güvencesi kapsamındadır. Tüm sağlık
hizmetleri ücretsiz olarak sunulmaktadır. Koruyucu hizmetlere
ağırlık verilerek ülkenin sağlık göstergeleri yüksek seviyelere
çekilebilmiştir. Sağlık hizmetleri 68.000'den fazla doktor eliyle
verilmektedir. Bu doktorların 32.000'i tüm kırsal alan› da
kapsayacak şekilde aile doktoru olarak hizmet vermektedir.
Yaklaşık olarak 1.000 kişiye 6 hekim düşmektedir. Bir aile doktoru
ise ülke ortalaması olarak yaklaşık 500
kişiye sağlık
hizmeti sunmaktadır. Aile hekimleri sağlık merkezlerinde olduğu
gibi mahalle aralarına dağılmış muayenehanelerde de çalışmaktadır.
Her aile doktorunun bir hemşiresi vardır. Aile doktorlarının dört
temel görevi vardır:
Koruyucu sağlık
hizmetleri, aşılama, sağlıklı yaşamayı teşvik ve rehabilitasyon
hizmetleri. Ayrıca diğer uzman hekimler düzenli aralıklarla aile
doktorlarının muayenehanelerine uğrayıp burada konsültasyon
taleplerine cevap vermekte, aile doktorunun çalışmalarını
incelemekte ve sürekli eğitimlerini sağlamaktadır.
Kişiler
sağlık hizmetinden yararlanmak için aile doktorlarına,
polikliniklere ve hastanelere doğrudan başvurabilmektedir. Her
polikliniğin bir bölgesi vardır ve aile doktorları bu
polikliniklere bağlı olarak çalışmaktadır. Aile doktorları toplum
ile iç içe çalışmaktadır. Halk doğrudan hastanelere başvurma
hakkına sahip olmasına rağmen başvuruların çoğu aile doktorlarına
olmaktadır. Aile doktorları muayenehanelerinde hasta kabul
etmelerinin haricinde sık sık ev ziyaretleri yapmakta, gebe ve
çocuk takibine özen göstermektedirler.
Küba'da
klinik uzmanlık eğitimine başlayabilmek için önce tıp fakültesi
sonrası iki yıllık aile doktorluğu eğitimini tamamlamak şarttır.
Finlandiya'da sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek için mecburi
sağlık sigortası olan KELA'ya kaydolma mecburiyeti vardır. Buraya
kaydolmayanlara kamunun sağladığı diğer hizmetlerden faydalanmada
da kısıtlama getirilmektedir. Sağlık giderleri merkezi ve yerel
idarelerin topladığı vergilerce karşılanmaktadır, ancak ücretlerin
%35'ine varan sağlık primi kesilmektedir, ayrıca işverende bu
miktara katılım sağlamaktadır.
Sağlık
hizmeti yerel idarelerce sunulmaktadır. Her bölgede bulunan sağlık
merkezlerinde her hekimin bir bölgesi vardır. Bu bölgede
yaşayanlar genel pratisyen olarak çalışan bu hekimler vasıtası ile
sağlık sistemine giriş yapmaktadırlar. Hekimler tıp fakültesinden
mezun olduktan sonra 6 yıllık uzmanlık eğitimi ile genel pratisyen
ünvanı almaktadırlar. Genel pratisyenler iki hekim, bir hemşire ve
bir tıbbi sekreterden oluşan ekipler halinde çalışmaktadırlar.
Kişiler
kendi bölge hekimlerinin dışında özel muayenehanelerde ve
işyerlerinde çalışan hekimlerden de hizmet alabilmektedir. Bekleme
sürelerinin uzun olması nedeni ile kişiler bölgelerindeki hekimler
yerine özel muayenehanelere giderek artan oranda başvurmaya
başlamıştır. Bunu engellemek için Mart 2004'te yürürlüğe giren bir
yasa çıkarılmıştır. Bu yasaya göre birinci basamak sağlık
merkezinde muayene olmak için 3 günden uzun süreye randevu
verilmeyecektir. Bu süre hastane muayeneleri için 3 hafta olarak
belirlenmiş, ameliyatlar için ise 6 aydan uzun bekleme listesi
oluşturulmayacağı hükmü getirilmiştir.
Birinci
basamaktaki sağlık hizmetleri koruyucu hizmetler, sağlıklı yaşamı
teşvik programları tedavi ve rehabilite edici hizmetler olarak
sunulmaktadır. Sağlık istasyonları adı verilen birinci basamak
sağlık merkezlerinde bir yıl içindeki ilk üç muayene için muayene
başına 11 Euro ücret alınmaktadır. Bu istasyonlarda acil gözlem
yatakları, rehabilitasyon hizmeti veren mekanlar, tetkik ve
görüntüleme imkanları da bulunmaktadır.
Kişilerin
hastaneye sevki gerekirse genel pratisyen, ilgili uzmandan veya
klinikten randevu almaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri
Birinci
basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hekimlerin oranı %40'dır. Bu
hekimler çoğunlukla Aile Hekimliği, Dahiliye, Kadın-doğum ve
pediatri dallarındadır. Hekimler daha çok tek başlarına değil de
birden fazla uzmanın bir araya gelerek grup oluşturacak şekilde
çalışmayı tercih etmektedirler. Bunda amaç tetkik imkanlarının
(Mikrobiyoloji, Biyokimya, Radyoloji), yardımcı sağlık
personelinin (Tıbbi sekreter, Hemşire, Sağlık Teknisyeni) ve
sağlık biriminin (bina) ortak kullanılmasının daha ekonomik
olduğudur. Hastalar muayene oldukları hekimler tarafından bir üst
basamağa sevk edilebilecekleri gibi, kendileri de bir başka hekime
yada bir üst basamağa baş vurabilirler. Ancak bu uygulama hastanın
sahip olduğu sigorta poliçesi ve sigorta firmasının anlaşmalı
olduğu hekimler listesi ile sınırlıdır. Aile Hekimi, hastaneye
yatan hastası için olguyu idare eden, yönlendiren ve kontrol eden
kişi (Case Manager) konumundadır. Bir yıl içerisinde muayenehane
hekimlerine yapılan başvuruların yaklaşık %30'u Aile Hekimleri'ne
yapılmıştır. Aile Hekimleri'ne yapılan başvuru sayısı Pediatri ve
Dahiliye Uzmanlarına yapılan başvuruların toplamından yaklaşık %18
daha fazladır. 18-44 yaş kadınların Kadın-doğum Uzmanı'na başvuru
sayısı ile Aile Hekimi'ne başvuru sayısı hemen hemen aynıdır. Aile
Hekimliği Uzmanlık Öğrenciliği Tıp Fakültesi sonrası 3 yıllık bir
süreçtir. Tıp Fakültelerinin %80'inden fazlasında Aile Hekimliği
Anabilim Dalı mevcuttur. Tıp Fakültesi'nden mezun olan
öğrencilerin yaklaşık %12'si Aile Hekimliği Uzmanlık Öğrenciliği
programına girmektedirler.
Sağlık
Bakanlığı ve bazı yerel sağlık otoritelerinin önayak oldukları ve
nüfusun %96'sını kapsayan genel bir sağlık sigortası sistemi
vardır. Birinci basamak sağlık hizmetleri 2000-3000 kişiye hizmet
veren bir sağlık merkezinde Aile Hekimi / Genel Pratisyen ve ekibi
ile verilir. Kentte ise, 5000-20000 kişiye hizmet veren bazı dal
uzmanlarının da desteklediği büyük sağlık merkezleri bulunur.
Ülkenin 4 Tıp Fakültesi'nde kurulu Aile Hekimliği / Genel
Pratisyenlik Kürsüleri mezuniyet öncesi eğitimin yanı sıra
kendilerine bağlı eğitim ve uygulama merkezlerinde 4 yıl süren
Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi de vermektedirler.
Tıp
Fakültelerinde ilk Aile Hekimliği bölümü 1987 de Lizbon
Üniversitesinde açılmıştır. Ulusal Sağlık Sistemi 1979 da
kurulmuştur. Birinci basamak sağlık hizmetleri sağlık merkezleri
tarafından verilir. Buralardaki çalışma ekip çalışması olup Aile
Hekimleri de bu ekibin içinde yer almaktadırlar. Her kişi bir Aile
Hekimine kayıt olmak zorundadır ve ortalama 1500 kişiye bir aile
hekimi düşmektedir. Aile Hekimliği uzmanlık eğitimi 1982 yılında
kabul edilmiştir. Eğitim süresi üç yıldır. 1987 yılından itibaren
bu eğitim birinci basamakta çalışacak olan hekimler için zorunlu
hale getirilmiştir. 1982 de Aile Hekimliği koleji kurulmuştur.
Ayrıca Aile Hekimliği Enstitüleri de vardır. Bunlar hep birlikte
Aile Hekimliği eğitiminden sorumludur. Eğitim sonrasında sınav
zorunluluğu vardır.
Aile
Hekimliği Uzmanlık Eğitimi, İspanya'da 1979, Yunanistan'da 1986,
İtalya'da 1985'de 3 yıl olarak belli bir sisteme oturmuştur.
 |