1946 yılında kurulmuş olan Dünya Sağlık Örgütü tarafından
sağlık " yalnızca hastalıkların olmaması değil; fiziksel,
ruhsal ve sosyal bakımdan tam bir iyilik halidir" olarak
tanımlanmıştır.
2005 Dünya Ruh Sağlığı Günü Kampanyası Dünya Ruh sağlığı
Federasyonu tarafından 2004' ün teması olan "Beden Ve Ruh
Sağlığı Arasındaki İlişki: Birlikte Görülen Hastalıklar"
üzerine kurulmuştur. Bu tema ruhsal bozukluklar ve diyabet,
kanser, kalp hastalıkları, AIDS arasındaki ilişkiye
odaklanmıştır.
Ruh ile beden bir arada varolmaktadır. Birisinde ortaya
çıkan bir rahatsızlık, öbüründe de sorunlara yol açmaktadır.
Bedensel bir hastalık, kişide ruhsal olarak üzüntü, keder,
sıkıntı gibi olumsuz duygulara neden olur. Psikiyatride, bu
duruma genel olarak "uyum bozukluğu" ismi verilir ve oldukça
yaygın olarak görülür. Kanser olduğunu öğrenen bir insanın
kapıldığı derin üzüntüyü, uyku ve iştahındaki bozulmayı,
içine kapanmasını hastalığa karşı gelişen bir uyum
bozukluğuna örnek verebiliriz.
Bedensel hastalıkların, ruhsal durumu diğer etkileme şekli
ise, tamamen organiktir. Ruh ile beden, işlevsel bir bağla
bağlı, beraber çalışan iki oluşumdur. Herhangi birinde
oluşan bir hastalık, diğerinde de denge bozulmasına ve hatta
hastalığa yol açar. Hastalığın vücutta yol açtığı fiziksel
değişiklikler, bu iki sistemi birbirine bağlayan beyini ve
santral sinir sistemini etkileyerek vücudumuzun idarecileri
yolu ile ruhsal bozulmalara da yol açar. Bunlara alkol ve
uyuşturucu madde kullanımı örnek olarak gösterilebilir.
Toplumdaki hasta insanlar üzerine yapılan çalışmalarda,
ortalama olarak kanser ve şeker hastalarının dörtte birinde,
kalp damar hastalarının beşte birinde depresyon tespit
edilmiştir. Bu depresyon tablosu, esas bedensel hastalığın
iyileşmesini geciktirmekte, tedavi sırasında ortaya
çıkabilecek olumsuz olayları arttırmaktadır. Kalp kriziyle
hastanede yatan hastalarda depresyonu olanlarda ölüm oranı
daha yüksektir. Şeker hastalarında, ruhsal problemler, kan
şekerinin alınan ilaçlara rağmen düzenlenememesine yol
açmaktadır. Bedensel hastalığa bağlı ruhsal hastalığı ortaya
çıkan hastaların tedavilerinde psikiyatrik destek
gerekmektedir. Böylece hastanede yatış süreleri kısalmakta,
tedavi başarı oranları yükselmektedir.
Bedensel hastalıklara bağlı ruhsal hastalıklar, psikiyatri
ile diğer tıbbi branşların yakın işbirliğini gerektiren,
insanların ruh hastalıklarını tedavi eden, insanın bütünlüğü
için çok önemli bir tıp branşı olduğunu gösteren bir
alandır. Kalp krizi geçirip veya mide ameliyatı olup
hastaneye yatan herhangi bir kişinin, tedavisine psikiyatrik
destek sağlanması gerekli bir durumdur.
Ruh sağlığı bozuk olan insanlar genel sağlık hizmetlerinden
yararlanma konusunda isteksizdirler ve çoğunlukla
hastalıklarının tanımlanmaması ve tedavi edilmemesi yönünde
davranış sergilerler. Bu sebeple hastanın ailesi ve yakın
çevresinin duyarlı davranması hastaların yaşam kalitelerinin
yükselmesi açısından önemlidir.
Ayrıca; insanın yaşam boyu bedensel, ruhsal ve sosyal
sağlığı, beyninin gelişimiyle yakından ilişkilidir. Beyin
gelişimi büyük oranda yaşamın ilk yıllarında, özellikle de
anne karnında ve doğumdan sonraki ilk üç yılda oluşur. Çocuk
gelişiminin erken dönemleri, hayatın sonraki dönemlerindeki
zihinsel becerileri, kritik düşünme yeteneklerini, kendine
güveni, öğrenmeyi, problem çözme becerileri geliştirmesini
ve başkalarıyla uyumlu ilişkiler geliştirebilme
kapasitelerini etkiler. Bu konuda artan bulgular, gelişimin
ilk yıllarının temel önemi konusunda, geniş bir görüş
birliği oluşturmaktadır. Çocuk düşünme, konuşma, öğrenme
yeteneklerinin, yetişkinlikteki değerlerinin ve sosyal
davranışlarının temellerini ilk 36 ayda atar. Kazandığı bu
yetenekleri okul hayatında ve genel olarak tüm hayatında
kullanacak, bu yetenekler başarısını, verimliliğini
belirleyecektir.
Beyin gelişiminin, yetişkinlikteki bedensel sağlığı
etkilediğini gösteren bir çok araştırma vardır. Hızlı beyin
gelişimi dönemindeki olumsuz koşulların koroner kalp
hastalığı, yüksek tansiyon, insüline bağlı olmayan diabet,
düşük immün seviye ve obeziteye yol açtığı gösterilmiştir.
Özellikle; anne ve babanın ruhsal sağlığı, çocuklarının
duygusal ve davranışsal problemlerinde önemli bir rol
oynamaktadır. Eğer anne veya baba depresyon, anksiyete
bozukluğu, yüksek düzeyde stres, şizofreni gibi ruhsal bir
sorun yaşıyorsa yardım alması önemlidir. Sağlık çalışanları,
ebeveynlerin ruhsal sorunlarının çocukları nasıl
etkilediğini bilmeli ve onlara gerekli desteği sağlamalıdır.
Bütün bunların yanı sıra sigara bağımlılığının ekonomik
kayıplara yol açtığı, ruhsal ve fiziksel sağlık üzerinde
olumsuz etkilerinin olduğu, başta akciğer kanseri olmak
üzere, lösemi, dudak ağız,dil, gırtlak, özefagus, pankreas,
böbrek ve mesane kanserlerini, kronik bronşit ve amfizem,
koroner kalp hastalıklarına, serebrovasküler hastalıklara
yol açtığı kanıtlanmıştır. Ülkemizde yaygın olarak
kullanılan tütün tüketiminin önlenmesi için toplumsal
farkındalığın artırılması ve tütün kullanımı konusunda
davranış değişikliği sağlanması;
- hiç sigara içmeyenlerin oranının artırılması,
- sigara içenler arasında bırakma oranlarının
artırılması,
- pasif maruziyetin önlenmesi
gerekmektedir.
Ülkemizde ruhsal sağlık sorunlarının yanı sıra diğer kronik
hastalıkların artış göstermesi beden ve ruh sağlığı
kavramlarını hizmet sunan ve hizmeti talep edenler
tarafından bir arada ele alınması gerektiğini gözler önüne
sergilemektedir