Gönüllü ve karşılıksız kan verme alanında etkinlik
gösteren; Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri
Federasyonu, Uluslararası Kan Donör Organizasyonları
Federasyonu (FIODS) ve Uluslararası Kan Transfüzyon
Derneği’ne (ISBT) üye 192 devlet, 181 Ulusal Kızılay ve
Kızılhaç Dernekleri ve 50 Ulusal Kan Donör Organizasyonları
tarafından tüm dünyada bir çok aktivite düzenleniyor.
Bugün dünya nüfusunun önemli bir kısmı güvenli kana
ulaşamıyor. Ülkemizde de her gün bir çok hasta, tedavileri
için kan bağışı yapacak insanları bekliyor. Birçok kişi de
zamanında kan temin edilememesi nedeniyle hayatını
kaybediyor. Türkiye’de ortalama 10 bin kişiden sadece 15’ i
düzenli kan veriyor.
Türkiye’de ‘gönüllü kan bağışçısı’ oranının, gelişmiş
ülkelere kıyasla oldukça düşük olduğunu bildiren Sağlık
Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ,
”Sağlıklı tüm vatandaşlarımızı ‘gönüllü kan bağışçısı’
olmaya davet ediyorum. Halkımızın kan bağışı konusunda
göstereceği duyarlılık, hayat kurtarmaya vesile olacaktır”
dedi.
Bakan Akdağ,18-65 yaş arası ve önemli bir sağlık sorunu
olmayan herkesin kan bağışında bulunabileceğini kaydetti.
“Kan
Bağışının Önemini Bir Yakını İçin Kan Arayan, Bin Bir
ZORLUKLA Bulan Veya Bulamayan Kişiler Çok Daha İyi Anlar”…
Bakanlığı’nca sürekli kan vericiliğini geliştirecek
çalışmalar yapıldığını dile getiren Akdağ,
”Temel hedefimiz; kan bağışı oranını, Türkiye nüfusunun
en az yüzde 5’ine çıkarmaktır. Bağışlanan her kan hayat
kurtarır. Vatandaşlarımızın bu konuda çok duyarlı olması
gerekiyor. Kan bağışının önemini ve ne anlama geldiğini
bir yakını için kan arayan, bin bir zorlukla bulan veya
bulamayan kişiler çok daha iyi anlar “ diye konuştu.
Vatandaşların kan merkezlerine başvurduklarında, kan
bağışı yapmaya uygun olup olmadıklarının yapılan
muayeneyle belirlendiğini ifade eden Bakan Akdağ, şu
görüşleri kaydetti:
“Kan merkezlerimize başvuran vatandaşlarımızın
hemoglobin ölçümleri yapılmakta, sonuçları olumlu olan
kişilerin kan verme işlemleri başlatılmaktadır. Burada
önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Kan vermek
için başvuran kişilerin kan merkezlerinde doldurdukları
‘kan bağışçısı bilgi formu’ oldukça önemlidir.
Sorulan sorulara tutarlı, dikkatli ve doğru yanıtlar
vermek bağışlanan kanın ulaşacağı hastaların sağlığı
açısından da çok önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu formun
ciddiyetle doldurulması konusunda sağlık personelimize de
önemli görevler düşüyor.”
Bağış olarak alınan her kanın; anti-HIV (AIDS), hepatit
B ve C, frengi ve kan grubu testlerinin yapıldığını
vurgulayan Akdağ, kan alım işlemlerinin ‘gerekli steril
şartlara’ titizlikle uyularak gerçekleştirildiğini ve tek
kullanımlık olan iğnelerin kan alım işlemi sona erdikten
sonra torbadan ayrılarak imha edildiğini bildirdi.
Türk toplumunda en nadir ‘AB Rh negatif’ kan grubu
görüldüğüne dikkat çeken Akdağ,
“Kan bağışından önce yapılan muayenede kan düzeyi düşük
(anemi) olduğu saptanan kişilerden kan bağışı alınamaz.
Kan seviyesi normal olan sağlıklı bireyler kan bağışı
yapınca eksilen kan hücreleri, kemik iliğinin çalışmasıyla
hızla yenilenir. Dolaşıma genç kan hücreleri verilir.
Zaten vücutta bu hücrelerin sürekli olarak yapımı ve
yıkımı sürmektedir. Alınan kan miktarı ise sağlığı olumsuz
etkileyecek düzeyde olmadığı için ‘kan eksikliği’ riski
gibi bir durum söz konusu olmaz” diye konuştu.
“Bağışlanan Her Kan, Hasta Ve Yakınları İçin Yaşatılan
Bir Umuttur”…
Kan nakillerinin; başta ameliyatlar olmak üzere
çeşitli yaralanmalara bağlı kan kayıpları, iç organların
çeşitli hastalıklara bağlı kanamaları, doğumlarda
görülen kanamalar, kan uyuşmazlığına bağlı bebeğin
kanının değiştirilmesi gibi durumlarda yapıldığını
belirten Akdağ, hastalıklarının seyri gereğince hayatı
boyunca kan nakline ihtiyacı olan; talasemi, hemofili ve
bazı kanser hastaları için kanın hayati önem taşıdığını
kaydetti.
Bağışlanan her kanın hasta ve yakınları için
yaşatılan bir umut olduğunu ifade eden Akdağ, bu umudun
yaşatılmasında halkın kan bağışı konusunda göstereceği
duyarlılığın çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.