MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HABERLER

Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Recep AKDAĞ'ın 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı

Türkiye’nin aydınları olarak, insanımızın sağlıklı yaşaması ve varlığını sürdürmesi için çareler düşünmek hepimizin sorumluluğudur. 14 Mart vesilesiyle Anadolu’nun makûs talihini değiştirmek yönündeki azmimizi, mesleğimize inancımızı hatırlayalım ve kendimize güvenelim.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren eğitim ve sağlık alanında sarf edilen gayretlerle gelişme ve kalkınma yolunda büyük mesafeler kat edilmiş olmakla birlikte ulaştığımız seviyeyi yeterli göremeyiz. Hükümet olarak ekonomik kalkınma kadar eğitim ve sağlığı da gelişme ve ilerlemenin asıl unsurları olarak görüyoruz.
Sağlık Bakanlığı görevini üstlendiğimiz tarihten bu yana üç yıldan fazla bir zaman geçti. Bu süre zarfında halkımıza çağdaş bir sağlık hizmeti sunabilmek için, gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık. Adına “Sağlıkta Dönüşüm Programı” dediğimiz büyük hamle ile etkili, verimli, ulaşılabilir ve kaliteli bir sağlık hizmetinin unsurlarını birer birer hayata geçiriyoruz.
Şunu biliyoruz ki, başarılı sağlık hizmeti sunumu için asıl unsur sağlık hizmeti sunan insanlarımızdır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarından bugüne verem, sıtma, trahom gibi bulaşıcı hastalıkların kontrol altına alınması, anne ve bebek ölümleri gibi temel sağlık göstergelerinin iyileştirilmesi başta hekimlerimiz olmak üzere her seviye ve kademede sağlık personelimizin fedakâr gayretleri ile mümkün olmuştur.
Sağlık çalışanları, insanların en zor günlerinde, sabır ve tahammüllerinin en aza indiği zamanlarda onlara hizmet sunan bir mesleğin mensupları olarak her türlü takdiri hak ediyorlar. Hizmetin özelliği gereği zaman zaman haksız suçlamalara maruz kalsak da sağlık hizmetinin fedakârlık, diğergamlık ve insanlık gerektiren kutsal bir görev olduğunu herkes teslim ediyor.
Sağlık çalışanlarımıza daha önceki yönetimler gibi, “Bütçe imkânları sıkıntılı, siz kutsal bir görev ifa ediyorsunuz, bununla yetinin!” demedik. Çoluk çocuğunun geçimini insana hizmet ederek kazanan bu insanlarımıza her kademede emekleriyle, zahmetleriyle, performansları ile orantılı olarak döner sermaye imkânlarından ilâve ödemeler yaptık. Bizim dönemimizde bu ödemeler 2 katrilyon lirayı geçti.
2005 yılında sağlık personelimize ödenen maaş 2 milyar 340 milyon YTL iken, döner sermaye kaynaklarından 1 milyar 818 milyon YTL ek ödeme yaptık. Annelerinin ak sütü gibi helâl olsun. Senelerce hekimlerin özlük haklarının edebiyatı ile geçinenler bu gerçeği gözden kaçırmaya çalışıyorlar ama güneşi balçıkla sıvama gayretleri beyhude bir telaştır.
Bugün biliyoruz ki, Türkiye, Dünya Sağlık Örgütünün bizim de dâhil olduğumuz Avrupa bölgesindeki 52 ülke içinde, nüfusa düşen hekim sayısı itibariyle sonuncu sıradadır. Sağlık hizmetinin lideri olan, başı olan hekimler olmadan sağlık göstergelerimiz nasıl düzelecek? İnsani kalkınmışlık endeksimiz nasıl yükselecek?
Uzun vadede yapılması gereken Tıp Fakültelerimizin eğitim kalitesini düşürmeden sayılarını ve kontenjanlarını yükselterek hekim sayımızı artırmaktır. Bu gerçekleşinceye kadar sağlık hizmeti beklesin diyebilir miyiz? Devletin vatandaşına sağlıklı yaşama hakkını sağlaması Anayasal bir görev olduğuna göre bütün tedbirleri düşünmek zorundayız.
Türkiye’nin aydınları olarak, insanımızın sağlıklı yaşaması ve varlığını sürdürmesi için çareler düşünmek hepimizin sorumluluğudur. 14 Mart vesilesiyle Anadolu’nun makûs talihini değiştirmek yönündeki azmimizi, mesleğimize inancımızı hatırlayalım ve kendimize güvenelim.

Değerli hekim arkadaşlarım ve kıymetli sağlık çalışanları; gelecek beyaz önlüklerimiz kadar aydınlık olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle 14 Mart Tıp Bayramınızın kutlu olmasını diliyor, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum
 
 
 

 

 

Mersin Sağlık Müdürlüğü  2006